Yükleniyor
Uzm. Psk. Pelinsu Küçükduran
Yükleniyor
Uzm. Psk. Pelinsu Küçükduran
Yükleniyor
Uzm. Psk. Pelinsu Küçükduran
Duyguları bastırmak da abartmak da uzun vadede zarar verir. Sağlıklı duygu düzenleme, "duyguyla iletişim kurmak"tır — ne onu yutmak, ne ona teslim olmak.
Çocukken çoğumuz iki şeyden birini öğrendik: "Ağlama, geçer" ya da "Bu kadar büyük değil, abartma." Sonra büyüdük ve duygularımızla baş etmek için bu iki yöntemi (bastır ya da yok say) yetişkin hayatımıza taşıdık.
Duygular biyolojik sinyallerdir. Bastırmak onları yok etmez; başka bir kanaldan dışarı vurur: kronik baş ağrısı, mide problemleri, ani öfke patlamaları, uyku bozuklukları, bağımlılıklar.
"Duygu bir misafirdir; gelir, oturur, gider. Bastırırsanız evden çıkmaz."
"Şu an ne hissediyorum?" Bu soruyu çoğumuz yıllarca sormamışızdır. Soruyu sormak, cevabın ilk yarısıdır.
"Yorgunum / kırgınım / kıskandım / hayal kırıklığına uğradım." Beyin, isim verdiği duyguyu çok daha kolay düzenler. Bu nörobilimsel bir gerçektir ("name it to tame it").
Kabul = onaylamak değildir. Kabul = bu duygunun şu an burada olduğunu reddetmemektir. "Şu an çok kıskanç hissediyorum. Bu duyguyu yargılamadan tutuyorum."
Reaktif olmaktan reflektife geçmek. "Şu an öfkeliyim, ne yapmak istiyorum?" sorusu, tepki ile yanıt arasındaki boşluğu büyütür.
Tepeden tırnağa bedenin her bölgesinde 10-15 saniye dur, gerginliği fark et, gevşet. Duyguların yaşadığı yer çoğu zaman bedendir.
Yatmadan önce 10 dakika "şu an aklıma gelen ne varsa" yazın. Sansürsüz. Kağıt, beynin geceleri taşımak istemediği yükü tutar.
Duygularla savaşmak, kuma uzanmaktır. Hayat duygu içerir; öğrenmemiz gereken şey onları susturmak değil, onlarla aynı odada nasıl yaşayabileceğimiz.
Bilişsel Davranışçı Terapi ve Çözüm Odaklı Terapi yaklaşımlarıyla online bireysel terapi hizmeti sunan uzman psikolog.
Hakkımda daha fazlaDuyguları bastırmak da abartmak da uzun vadede zarar verir. Sağlıklı duygu düzenleme, "duyguyla iletişim kurmak"tır — ne onu yutmak, ne ona teslim olmak.
Çocukken çoğumuz iki şeyden birini öğrendik: "Ağlama, geçer" ya da "Bu kadar büyük değil, abartma." Sonra büyüdük ve duygularımızla baş etmek için bu iki yöntemi (bastır ya da yok say) yetişkin hayatımıza taşıdık.
Duygular biyolojik sinyallerdir. Bastırmak onları yok etmez; başka bir kanaldan dışarı vurur: kronik baş ağrısı, mide problemleri, ani öfke patlamaları, uyku bozuklukları, bağımlılıklar.
"Duygu bir misafirdir; gelir, oturur, gider. Bastırırsanız evden çıkmaz."
"Şu an ne hissediyorum?" Bu soruyu çoğumuz yıllarca sormamışızdır. Soruyu sormak, cevabın ilk yarısıdır.
"Yorgunum / kırgınım / kıskandım / hayal kırıklığına uğradım." Beyin, isim verdiği duyguyu çok daha kolay düzenler. Bu nörobilimsel bir gerçektir ("name it to tame it").
Kabul = onaylamak değildir. Kabul = bu duygunun şu an burada olduğunu reddetmemektir. "Şu an çok kıskanç hissediyorum. Bu duyguyu yargılamadan tutuyorum."
Reaktif olmaktan reflektife geçmek. "Şu an öfkeliyim, ne yapmak istiyorum?" sorusu, tepki ile yanıt arasındaki boşluğu büyütür.
Tepeden tırnağa bedenin her bölgesinde 10-15 saniye dur, gerginliği fark et, gevşet. Duyguların yaşadığı yer çoğu zaman bedendir.
Yatmadan önce 10 dakika "şu an aklıma gelen ne varsa" yazın. Sansürsüz. Kağıt, beynin geceleri taşımak istemediği yükü tutar.
Duygularla savaşmak, kuma uzanmaktır. Hayat duygu içerir; öğrenmemiz gereken şey onları susturmak değil, onlarla aynı odada nasıl yaşayabileceğimiz.
Bilişsel Davranışçı Terapi ve Çözüm Odaklı Terapi yaklaşımlarıyla online bireysel terapi hizmeti sunan uzman psikolog.
Hakkımda daha fazla