Yükleniyor
Uzm. Psk. Pelinsu Küçükduran
Yükleniyor
Uzm. Psk. Pelinsu Küçükduran
Yükleniyor
Uzm. Psk. Pelinsu Küçükduran
Erteleme bir karakter zayıflığı değildir. Çoğu zaman, başarısızlık ya da değerlendirilme korkusuna karşı beynin geliştirdiği bir korumacı stratejidir.
"Ben tembelim, hep son dakika çalışırım." Klinikte bu cümleyi söyleyen danışanımın gerçek hikayesi çoğu zaman çok başkadır: çok da değer veriyordu, çok da iyi yapmak istiyordu, çok da korkuyordu.
Beyin, kısa vadede acı veren bir işten kaçar. Bu acı genellikle:
Ertelemek, yapmamak değildir. Yapmaya değer verdiğiniz bir şeyi incinmemek için ertelemektir.
Beyin, bugün yapmayacağı işi yarınki bir "ideal beni"ne devreder. Ama yarınki sizin bugünkü sizden daha güçlü, daha motivasyonlu olacağına dair hiçbir kanıt yok. Motivasyon başlangıçtan değil, başlayıştan sonra gelir.
"Bu işi 5 dakika yapacağım, sonra bırakırım" diyerek başlayın. Beyin, başlamanın korkusu kadar zorlandığı başka bir şey yoktur. Başladıktan sonra çoğu zaman 30 dakika çalışırsınız.
"Tezi yazacağım" yerine: "Bugün ilk paragrafı yazacağım." "Bütün evi temizleyeceğim" yerine: "Mutfak tezgahını silmek." Beyin somut, küçük adıma "evet" der.
Telefonu odadan çıkarmak, dikkat dağıtıcıları kapatmak, masayı sadece "iş yeri" yapmak; iradeden çok güçlüdür. Beyin iradeyi değil, alışkanlığı daha kolay seçer.
Bazı erteleme aslında doğru bir uyarıdır: "Ben bu işin gerçekten benim olmasını istemiyorum." Eğer her başlamak istediğinizde içiniz boşalıyorsa, belki de yanlış kapı çalmaktasınızdır. Burada erteleme bir iç sezgidir.
Erteleyen kişi tembel değil; çok değer veren biridir. Acıyı azaltıp anlamı koruduğunuzda, erteleme kendiliğinden çözülür.
Bilişsel Davranışçı Terapi ve Çözüm Odaklı Terapi yaklaşımlarıyla online bireysel terapi hizmeti sunan uzman psikolog.
Hakkımda daha fazlaErteleme bir karakter zayıflığı değildir. Çoğu zaman, başarısızlık ya da değerlendirilme korkusuna karşı beynin geliştirdiği bir korumacı stratejidir.
"Ben tembelim, hep son dakika çalışırım." Klinikte bu cümleyi söyleyen danışanımın gerçek hikayesi çoğu zaman çok başkadır: çok da değer veriyordu, çok da iyi yapmak istiyordu, çok da korkuyordu.
Beyin, kısa vadede acı veren bir işten kaçar. Bu acı genellikle:
Ertelemek, yapmamak değildir. Yapmaya değer verdiğiniz bir şeyi incinmemek için ertelemektir.
Beyin, bugün yapmayacağı işi yarınki bir "ideal beni"ne devreder. Ama yarınki sizin bugünkü sizden daha güçlü, daha motivasyonlu olacağına dair hiçbir kanıt yok. Motivasyon başlangıçtan değil, başlayıştan sonra gelir.
"Bu işi 5 dakika yapacağım, sonra bırakırım" diyerek başlayın. Beyin, başlamanın korkusu kadar zorlandığı başka bir şey yoktur. Başladıktan sonra çoğu zaman 30 dakika çalışırsınız.
"Tezi yazacağım" yerine: "Bugün ilk paragrafı yazacağım." "Bütün evi temizleyeceğim" yerine: "Mutfak tezgahını silmek." Beyin somut, küçük adıma "evet" der.
Telefonu odadan çıkarmak, dikkat dağıtıcıları kapatmak, masayı sadece "iş yeri" yapmak; iradeden çok güçlüdür. Beyin iradeyi değil, alışkanlığı daha kolay seçer.
Bazı erteleme aslında doğru bir uyarıdır: "Ben bu işin gerçekten benim olmasını istemiyorum." Eğer her başlamak istediğinizde içiniz boşalıyorsa, belki de yanlış kapı çalmaktasınızdır. Burada erteleme bir iç sezgidir.
Erteleyen kişi tembel değil; çok değer veren biridir. Acıyı azaltıp anlamı koruduğunuzda, erteleme kendiliğinden çözülür.
Bilişsel Davranışçı Terapi ve Çözüm Odaklı Terapi yaklaşımlarıyla online bireysel terapi hizmeti sunan uzman psikolog.
Hakkımda daha fazla