Yükleniyor
Uzm. Psk. Pelinsu Küçükduran
Yükleniyor
Uzm. Psk. Pelinsu Küçükduran
Yükleniyor
Uzm. Psk. Pelinsu Küçükduran
Aile sevginin en büyük kaynağı olabileceği gibi, en sessiz yorgunluğun da kaynağıdır. Sınır koymak aileyi terk etmek değil; aileyi sürdürebilir bir mesafede tutmaktır.
"Ailemi çok seviyorum ama her telefon görüşmesinden sonra tükenmiş hissediyorum." Bu cümle, kliniğimde belki de en sık duyduğum cümlelerden biri.
Çünkü aile ilişkilerinde:
Sınır, sevgiye karşı bir şey değildir. Sınır, sevginin ezilmeden sürmesini sağlayan yapıdır.
Birçok danışan, sınır koymayı "kötü evlat olmak" olarak yaşar. Çünkü çocukken öğrenilen bağ "uyumlu olursan sevilirsin" şeklindedir. Yetişkinlikte bu, kendini sürekli geri planda tutmakla sonuçlanır.
Her gün anneyle saatlerce konuşmak zorunda mısınız? "Annecim, bu hafta yoğunum. Cumartesi sakince konuşalım."
Aile bireylerinin duygu yönetimi sizin sorumluluğunuz değil. "Babamın öfkesinden ben sorumlu değilim. Anlamasını sağlamaya çalışırım, ama düzenlemek bana düşmez."
"Evlilik / kilo / iş / siyaset konularını şu an konuşmak istemiyorum." Bunu söyleyebilmek bir hak.
Sürekli kardeşinize / kuzeninize borç para vermek bağ değildir. Sürdürülebilir bir dengedir.
Sınır koymanın ardından gelen suçluluk normaldir; yanlış yaptığınızın kanıtı değildir. Suçluluk, eski rolün size attığı son bağ. Zamanla yumuşar.
Sağlıklı aile sınır koyduğunuzda kırılır ama kabul eder. Toksik dinamik ise sınır koyduğunuzda cezalandırır: küsme, gaslighting, suçlama. Burada bireysel terapi, hayat kalitesi açısından kritiktir.
Aileyi sevmekten vazgeçmeyin, sadece kendinizden de vazgeçmeyin. İki sevgi yan yana yaşayabilir.
Bilişsel Davranışçı Terapi ve Çözüm Odaklı Terapi yaklaşımlarıyla online bireysel terapi hizmeti sunan uzman psikolog.
Hakkımda daha fazlaAile sevginin en büyük kaynağı olabileceği gibi, en sessiz yorgunluğun da kaynağıdır. Sınır koymak aileyi terk etmek değil; aileyi sürdürebilir bir mesafede tutmaktır.
"Ailemi çok seviyorum ama her telefon görüşmesinden sonra tükenmiş hissediyorum." Bu cümle, kliniğimde belki de en sık duyduğum cümlelerden biri.
Çünkü aile ilişkilerinde:
Sınır, sevgiye karşı bir şey değildir. Sınır, sevginin ezilmeden sürmesini sağlayan yapıdır.
Birçok danışan, sınır koymayı "kötü evlat olmak" olarak yaşar. Çünkü çocukken öğrenilen bağ "uyumlu olursan sevilirsin" şeklindedir. Yetişkinlikte bu, kendini sürekli geri planda tutmakla sonuçlanır.
Her gün anneyle saatlerce konuşmak zorunda mısınız? "Annecim, bu hafta yoğunum. Cumartesi sakince konuşalım."
Aile bireylerinin duygu yönetimi sizin sorumluluğunuz değil. "Babamın öfkesinden ben sorumlu değilim. Anlamasını sağlamaya çalışırım, ama düzenlemek bana düşmez."
"Evlilik / kilo / iş / siyaset konularını şu an konuşmak istemiyorum." Bunu söyleyebilmek bir hak.
Sürekli kardeşinize / kuzeninize borç para vermek bağ değildir. Sürdürülebilir bir dengedir.
Sınır koymanın ardından gelen suçluluk normaldir; yanlış yaptığınızın kanıtı değildir. Suçluluk, eski rolün size attığı son bağ. Zamanla yumuşar.
Sağlıklı aile sınır koyduğunuzda kırılır ama kabul eder. Toksik dinamik ise sınır koyduğunuzda cezalandırır: küsme, gaslighting, suçlama. Burada bireysel terapi, hayat kalitesi açısından kritiktir.
Aileyi sevmekten vazgeçmeyin, sadece kendinizden de vazgeçmeyin. İki sevgi yan yana yaşayabilir.
Bilişsel Davranışçı Terapi ve Çözüm Odaklı Terapi yaklaşımlarıyla online bireysel terapi hizmeti sunan uzman psikolog.
Hakkımda daha fazla